Dil nedir ve özellikleri nelerdir ?

Melih Gezegen
Temmuz 6, 2017
dilnedir
DİL NEDİR ?

“İnsanların duygularını ve düşündüklerini bildirmek için kelimelerle,yazıyla veya işaretlerle yaptıkları anlaşma,lisan.” (Türkçe Sözlük,TDK)

Duygu, düşünce, istek ve hayallerimizi başkalarına aktarmaya yarayan bir işaretler sistemidir. Konuşma dili, yazı dili, beden dili gibi farklı boyutları vardır.

Doğadaki canlı varlıkların her birinin kendine göre bir anlaşma sistemi dolayısıyla dili vardır. Bunların içinde en gelişmiş olanı şüphesiz ki insanların dilidir.

DİLİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

  1. Dil bir anlaşma aracıdır.
  2. Dil doğaldır.
  3. Kuralları vardır.
  4. Canlıdır.
  5. Gizli anlaşmalar sistemidir.
  6. Milletin ortak malıdır.
  7. Sosyal bir varlıktır.
  8. Temeli bilinmeyen zamanlarda atılmıştır.

1) Dil, anlaşma aracıdır.

Duygu ve düşüncelerimizi, korkularımızı, umutlarımızı, acılarımızı, sıkıntılarımızı dil sayesinde diğer insanlara aktarabilmekte; dil sayesinde birbirimizi anlayıp sorunlarımıza çözüm üretebilmekte; insan olduğumuzun farkına varıp sadece bizden önceki toplumlarla değil bizden sonrakilerle de çelikten bir köprü kurabilmekteyiz.

2)Dil, doğaldır.

Dil, kendiliğinden oluşur ve yine doğal şartları içinde gelişir. Dışarıdan müdahale kabul etmeyen dil doğaldır.
“Mesela at da bir vasıtadır, otomobil de. Fakat insan otomobile istediği şekilde hükmedebilir, at karşısında ise onun tabiatına uygun hareket etmek zorundadır. Çünkü at, doğal bir vasıtadır. Dil de tıpkı böyledir.

3)Kuralları Vardır.

Her dilin ses ve yapı özellikleri söz konusudur.

Örneğin Türk dilinin:

  • Büyük Ünlü Uyumu
  • Küçük Ünlü Uyumu
  • Ses Düşmesi
  • Ünlü Daralması

Gibi pek çok kuralı vardır.

4)Dil, canlıdır.

‘‘Hiçbir şey lisan kadar bir ağaca müşabih(benzer) değildir. Lisanlar tıpkı ağaçlar gibi –mevsim mevsim rengini kaybeden ölü yapraklarını dökerler ve tazelerini açarlar. Lisanın yaprakları kelimelerdir. Edebî bir metni okurken daha düne kadar zinde (canlı) bir manası olan ‘melek’ kelimesinin bugün tamamen hayatiyeti tükenmiş, renksiz ve şekilsiz bir lâf haline geldiğini hissettim. Bu kelime şimdi Türkçede soğuk bir raşeden (ürperişten) başka bir şey değildir.’’ (Ahmet Haşim)

Dil canlı olduğu için değişir.

A.Ses değişimi
çeçek/çiçek, temür/demir, tört/dört,
B.Anlam değişimi
yabız/yavuz, dul, karı, felaket, öküz!
C.Kelime değişimi
mesele/sorun, tabiat/doğa, teferruat/ayrıntı, körklü/güzellik, mıh!
talebe, alim, muallim vb.

5)Gizli anlaşmalar sistemidir.

Bir Alman’ın veya İngiliz’in, Türk’ün nesneleri adlandırışı farklı olacağından bu milletlerin anlaşma aracı olan dilleri de birbirleri için gizli olacaktır.

  • Stein=Almanca
  • Stone=İngilizce
  • Hacer=Arapça
  • Seng=Farsça
  • Taş=Türkçe

6)Milletin ortak malıdır.

Dil, tek tek bireylerin değil milletin ortaklaşa oluşturduğu bir varlıktır. Bir dilde o milletin sahip olduğu mirasın izlerini görürüz. Bireysel olarak dile herhangi bir müdahalede bulunmak kurallar koymak mümkün değildir.

7) Sosyal bir varlıktır.

Dil; içinden çıktığı toplumun yaşam tarzını, dünya görüşünü yansıtır. Dil kültürün aynası, düşüncelerimizin evidir.

  • ‘‘Dil bir insanın aynasıdır. Bu aynaya baktığımız zaman orada kendimizin gerçek yankısını buluruz.’’
    Schiller

8) Temeli, bilinmeyen zamanlarda atılmıştır.

İlk söylenen söz hangisidir, ilk dil hangisidir bu soruların kesin yanıtları yoktur. Bu sorulara cevap olarak ortaya atılan görüşler ise varsayımdan ibarettir.

DİLİN MİLLET HAYATINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

Bir milleti ayakta tutan, onun varlığını ve devamını sağlayan, millî şuuru besleyen, bir millete mensup olma hazzını veren ve bireylerini birbirine yaklaştırarak onlar arasında birlik yaratan unsur olarak dilin, millet hayatındaki yeri çok önemlidir. Öyle ki milletin varlığı, dilin varlığıyla mümkündür.

İnsanın geçmişini öğrenmesinde, gününü yaşamasında, geleceğine yön vermesinde, kişiliğini kazanmasında, aynı dili konuşan diğer insanlarla iletişim kurmasında ve kendisini ifade etmesinde dilin çok önemli bir araç olduğu muhakkaktır. Bu bakımdan dil bir anlamda bireye hizmet eder. Ancak, insan tabiatı gereği toplu hâlde yaşamaya ihtiyaç duyar.

Çevresinde kendiyle aynı değerleri paylaşan insanların bulunmasını ister. Bu ortak değerlerin oluşturulmasında, paylaşılmasında, nesilden nesile aktarılmasında, milletin varlığını devam ettirmesinde dil, çok önemli bir görevi yerine getirir. Çünkü millet olmanın birinci şartı, aynı dili konuşmaktır.

Dil, milletin ortak kültürüyle yol alarak varlığını devam ettirir. Milleti oluşturan bireyler arasında birleştirici bir rol üstlenen dil, aynı zamanda ortak şuurun, millî şuurun ortaya çıkmasına hizmet eder. Millî birliği ve beraberliği sağlar.

Dilin bu özelliği Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyetini kuran; Türk halkı, Türk milletidir. Türk milleti demek, Türk dili demektir. Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti, geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkının, an’anelerinin, hatıralarının, menfaatlerinin, kısacası, bugün kendi milliyetini yapan her şeyinin dili sayesinde muhafaza olunduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” sözlerinde veciz ifadesini bulmuştur.

Millî varlığın korunmasıyla dilin korunması arasında çok sıkı bir ilgi vardır. Dilini unutmayan fakat bağımsızlığını kaybeden bir toplum milliyetini koruyor demektir. Bu toplum, bağımsızlığını kazanıp bir devlet kurarak, bir millet olarak yeniden tarih sahnesine çıkabilir. Sovyet Rusya’nın dağılmasıyla Türklerin ve diğer milletlerin bağımsız birer devlet olarak yeniden tarih sahnesine çıkmaları bunun en yeni örneğidir.

Bir milletin dili bozulursa kültüründe sıkıntılar ortaya çıkar. Düşünce, sanat ve edebiyat alanlarında çöküntü başlar. Dil asıl işlevini (insanlar arasında anlaşma aracı olma) yerine getiremez. Kitleler birbirlerini anlayamaz hâle gelir ve yavaş yavaş kopmalar başlar. Bu gerçek, tecrübeyle sabit olduğu için bir milleti içten yıkma yönteminde işe önce dilden başlanır.

Yeni neslin kültürel değerleri öğrenmemesi ve bireylerin, kuşakların birbiriyle sağlıklı iletişim kurmalarını engellemek için ne gerekiyorsa yapılır. Bu yüzden dil üzerinde oynanan oyunlara karşı her zaman uyanık olmak gerekir.

Dil milletin manevi gücünün aynasıdır. Bir milletin kültürel değerlerini oluşturan ve o milleti ayakta tutan; edebiyatı, sanatı, bilim ve tekniği, dünya görüşü, ahlâk anlayışı, müziği… Geçmişten günümüze ancak dil sayesinde aktarılmaktadır. Dolayısıyla dilin korunmasıyla millî varlığın korunmasını aynı seviyede algılamak gerekir.

Her millet, dilini ve kültürünü yüzyıllar boyunca yoğurur. Bu esnada o, akan bir nehir gibi, içinden geçtiği her topraktan bazı unsurları alır. Her medeni milletin konuşma ve yazı dili, karşılaştığı medeniyetlerden alınma kelime ve deyimlerle doludur. Bu bakımdan her milletin dili, o milletin çağlar boyunca yaşadığı tarihin âdeta özetidir. Dile bu gözle bakılırsa mana kazanır.

Türkçe, dünyanın en güzel, en zengin, en büyük dillerinden biridir. Her Türk çocuğu bu mükemmel dili, bu güzel Türkçeyi en aziz bir varlık olarak sevmeli ve ona saygı duymalıdır. Onun kadrini, kıymetini bilmelidir. Onu sadece kulaktan dolma şekliyle, çevresinden öğrendiği gibi kullanmakla kalmayıp, onun bütün yapısını, kanunlarını, kaidelerini hakkıyla tanıyıp bilmelidir.(M. ERGİN)

Konfüçyüs’e(M.Ö.551-479) ‘‘ Bir ülkeyi yönetmeye çağrılsaydınız yapacağınız ilk iş ne olurdu?’’ diye sorarlar.
‘‘Hiç kuşkusuz dili gözden geçirmekle işe başlardım. Şöyle ki dil kusurlu olursa sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılamazsa yapılması gerekenler doğru yapılmaz, ödevler gereği gibi yapılmazsa töre ve kültür bozulur. Töre ve kültür bozulursa adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını , işin nereye varacağını bilemez .’’
diyerek yanıt verir.

DİLİN İŞLEVLERİ NELERDİR ?

1)  Göndergesel İşlevi
İletinin, dilin göndergeyi olduğu gibi ifade etmesi amacıyla oluşturulmasıdır. Dilin bilgi verme işlevidir. İletişimde bilgiler alıcıya nesnel bir anlatımla aktarılıyorsa bu, dilin göndergesel işlevde kullanıldığını gösterir. Dilin göndergesel işlevi daha çok, öğretici metinlerde, ders kitaplarında, ansiklopedilerde, kullanma kılavuzlarında, bilimsel metinlerde karşımıza çıkar.

“İstanbul’da Sarayburnu sırtlarında kurulan ve yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devleti’nin yönetim merkezi olan Topkapı Sarayı, dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişidir.”
Bu cümlede Topkapı Sarayı ile ilgili bilgi aktarılmıştır. Bilgiye herhangi bir yorum eklenmemiş, yani bilgi nesnel bir üslupla aktarılmıştır. Dolayısıyla bu cümlede dil, göndergesel işlevde kullanılmıştır.

2) Heyecana Bağlı İşlev

Gönderici (kaynak) iletisini, duygu ve heyecanlarını dile getirme amacıyla aktarmışsa. dil “heyecana bağlı işlev’ de kullanılmıştır. Bu işlevde duygular, heyecanlar söz konusudur. Dilin heyecana bağlı işlevinde yorum, öznellik hâkimdir. Özel mektuplar, lirik şiirler, eleştiri yazıları, hitabetler (söylev) dilin bu işleviyle oluşturulur.

“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır!”
Bu cümlede dil heyecana bağlı işlevde kullanılmıştır.

3) Şiirsel/Sanatsal İşlev

İletinin iletisi kendinde ise dil “şiirsel işlev” inde kullanılmış demektir. İleti, bir anlam aktarmaktan çok, karşı tarafta farklı çağrışımlar uyandırır. Bu durumda ileti, kendi dışında herhangi bir şeyi, herhangi bir olguyu ifade etmez, yansıtmaz. Obje, iletinin kendisidir ancak bu; iletinin insandan, hayattan ve yaşanandan soyutlanması değildir. Burada sanata özgü gerçeklik söz konusudur.

Örneğin, dilin şiirsel işlevde kullandığı metinler olan şiirlerde şiirin amacı, o şiirin kendisidir. Edebî sanatlardan, mecaz anlamlı ve çağrışımlı sözcüklerden yararlanılarak imgeler oluşturulur, sözcükler daha farklı anlamlarda kullanılır. Dilin bu işleviyle, daha çok, edebî metinlerde karşılaşılır.

ÖRNEK

Durdum ve düşündüm demin
Baktım bu yol daha emin
Ayrılmamaya bin yemin
Ettim sana geliyorum.
Gözüm yaşlı gönlüm garip
Yalvarayım dedim varıp
Benliği benden çıkarıp
Attım sana geliyorum.

Aşk tokmağı değdi örse
Durmam gayrı dünya dursa
Dünden kalma neyim varsa
Sattım sana geliyorum.
Bıraktım öfkeyi kini
Oldum bir rahmet ekini
Seni sevmenin zevkini
Tattım sana geliyorum.

 

 

YKS Geri Sayım
24 Haziran 2018